İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2026 » AB DÖNEM BAŞKANLIĞI EL DEĞİŞTİRDİ
1 Ocak 2026

AB DÖNEM BAŞKANLIĞI EL DEĞİŞTİRDİ

GKRY, 1 Ocak’ta 2026 yılının ilk yarısında yürüteceği AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı devraldı. Dönem başkanlığını Danimarka’dan devralan GKRY, Polonya ve Danimarka’nın ardından üçlü programın son ülkesi olarak bu görevi 2012’den sonra ikinci defa icra edecek.

GKRY’nin AB Üyeliği

GKRY, Türkiye’nin itirazlarına rağmen 4 Temmuz 1990’da gayrihukuki biçimde yaptığı tek taraflı başvurunun neticesinde 1 Mayıs 2004’te gerçekleşen beşinci genişleme dalgasında Malta, Estonya, Letonya, Litvanya, Polonya, Çekya, Slovakya, Macaristan ve Slovenya ile birlikte AB’ye katıldı. Nitekim bu tarihten itibaren GKRY’nin AB üyeliği, yıllar içinde Türkiye-AB ilişkilerinde kronik bir sorun haline geldi.

GKRY’nin AB’ye tek taraflı başvurusu, Kıbrıs Türklerinden gelen itirazlara rağmen 1993’te Komisyon tarafından uygun bulundu. Ancak 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’na göre, Türk toplumundan seçilen Cumhurbaşkanı Yardımcısının dış politikayı ilgilendiren kararları veto edebilme hakkı bulunmaktaydı. Bunun yanında, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kurucu anlaşmalarından Garanti Anlaşması’nda Kıbrıs’ın, herhangi bir devlet ile tümü veya bir bölümü olmak üzere ekonomik veya siyasi bütünleşmeye girmeyeceği taahhüt edilmişti. Sözü edilen hukuksal engellere rağmen AB, 1994 Korfu Zirvesi'nde, GKRY ve Malta'nın genişlemeye dahil edilmesi kararını aldı. Daha sonra 1998 yılında katılım müzakereleri başladı, 2003’te Atina’da Katılım Anlaşması imzalandı ve 2004’te GKRY’nin AB üyeliği gerçekleşti. Adanın AB üyeliği süreci münferit olarak GKRY tarafından ilerletilmiş olsa da AB adanın bütününü “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıdı.

2004’te Brüksel Zirvesi’nde katılım müzakerelerine başlama tarihinin duyurulmasını bekleyen Türkiye, GKRY’nin tam üye statüsü verilmesine sert bir şekilde tepki verdi. İlgili gelişme sonrası Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığınca bir açıklama yayımlandı. Açıklamada GKRY’nin, daha önce BM Genel Sekreteri’nin, BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan 1 Nisan 2003 tarihli raporunda belirtildiği üzere, uluslararası bir ihtilafa konu olması nedeniyle adaylık sürecinin kendine özgü bir karakteri olduğuna vurgu yapılarak GKRY’nin AB üyeliğinin, Türkiye’nin hukuki dayanağı olan Kıbrıs üzerindeki hak ve yükümlülüklerini hiçbir şekilde etkilemeyeceği ifade edildi.

AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi, 11 Aralık 2006 tarihinde aldığı Karar doğrultusunda, Katma Protokol’ün gerekliliklerinin yerine getirilmesini, Türkiye’nin liman ve havalimanlarını GKRY’ye açmasının beklendiğini ve bunun yerine getirilene dek gümrük birliği ile ilişkilendirilen sekiz faslın açılmayarak hiçbir faslın da geçici olarak kapatılmayacağını ifade etti.

AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi kararınca askıya alınan fasıllar şunlar oldu:

  • Fasıl 1: Malların Serbest Dolaşımı
  • Fasıl 3: İş Kurma Hakkı ve Hizmet Sunumu Serbestisi
  • Fasıl 9: Mali Hizmetler
  • Fasıl 11: Tarım ve Kırsal Kalkınma
  • Fasıl 13: Balıkçılık
  • Fasıl 14: Taşımacılık Politikası
  • Fasıl 29: Gümrük Birliği
  • Fasıl 30: Dış İlişkiler

Bu gelişmenin ardından, Türkiye’nin müzakere süreci tıkandı ve Türkiye siyasi engellemelere maruz kaldı. 2009’da Konsey, bahse konu sekiz faslın açılmaması kararını yeniden oyladı. Toplantıda GKRY kararın gözden geçirilmesine itiraz etti ve Türkiye’ye yeni bazı yaptırımların uygulanmasını talep etti. Diğer üye ülkelerin bu talebi uygun bulmaması üzerine GKRY tek taraflı şekilde altı faslı veto edeceğini duyurdu.

GKRY tarafından veto edilen fasıllar:

  • Fasıl 2: İşçilerin Serbest Dolaşımı
  • Fasıl 15: Enerji
  • Fasıl 23: Yargı ve temel haklar
  • Fasıl 24: Adalet Özgürlük ve Güvenlik
  • Fasıl 26: Eğitim ve Kültür
  • Fasıl 31: Dış, Güvenlik ve Savunma Politikası

Bugün hala Kıbrıs konusu, sadece üyelik müzakereleri sürecinde değil, Türkiye-AB ilişkilerinin genelinde kilitlenmeye yol açan bir mesele olarak karşımıza çıkıyor.  

GKRY Dönem Başkanlığı Öncelikleri

Polonya, Danimarka ve GKRY, 18 aylık üçlü Konsey Başkanlığı ortaklık dönemi için “güçlü ve güvenli Avrupa”, “rekabetçi Avrupa”, “özgür ve demokratik Avrupa” olmak üzere üç ilke belirlemişlerdi. Öte yandan GKRY, dış ilişkilerine verdiği önemi, bağımsızlığını ve küresel etkileşimi vurgulayan bir slogan olarak “Dünyaya Açık, Özerk Bir Birlik”i benimsediğini duyurdu.

Dönem başkanlığının öncelikleri şu şekilde ifade edildi:

  • Güvenlik, Savunma Hazırlığı ve Hazır Olma Kapasitesi Yoluyla Özerklik

GKRY Dönem Başkanlığı tarafından güvenli bir Avrupa’ya giden yolun, savunma alanındaki bağımlılıkların azaltılması ve bağımsızlaşma yoluyla Avrupa’nın kendini savunabilir hâle gelmesinden geçtiğinin altı çiziliyor. Güvenlik kavramının artık eskide kalan tanım ve çerçevesiyle ele alınmadığı; tek boyutlu bir güvenlik anlayışı yerine, risklerin azaltılması yoluyla güvenlik kapasitesinin genişletilmesi ve önleyici kapasitenin güçlendirilmesi gerekliliğinin vurgulandığı görülüyor.

Avrupa’nın güvenlik ve istikrarına yönelik tehditlerin arttığı bir dönemde hibrit saldırılar, hava sahası ihlalleri ve Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları, savunma bağımlılıklarını azaltma ve stratejik özerklik kazanma ihtiyacını ortaya koyduğu belirtiliyor. Bu çerçevede Avrupa Savunmasının Geleceği Hakkında Beyaz Kitap (White Paper on the Future of European Defence) ve 2030 Hazırlık Yol Haritası (Readiness Roadmap 2030) gibi girişimlerin hızla uygulanması öne çıkarılıyor. AB-NATO ilişkilerinin kapsayıcı ve faydalı şekilde geliştirilmesi, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (United Nations Convention on the Law of the Sea-UNCLOS) bağlı olarak ilerletilmesi, iklim değişikliğine uyum ve su direnci stratejilerinin desteklenmesinin de öncelikler arasında olduğu aktarılıyor. Göç ve İltica Paktı’nın uygulanması, dezenformasyon ve demokrasiye yönelik tehditlerle mücadele, çocukların çevrimiçi güvenliği, antisemitizm ve İslam karşıtlığıyla mücadele, hoşgörüsüzlük ve ırkçılığın önlenmesi de vurgulanıyor. Ayrıca organize suçlar, terörizm ve şiddet suçlarına karşı hızlı ve etkili eylem gerekliliği belirtiliyor.

  • Rekabetçilik Yoluyla Özerklik

Küçük işletmelerin büyümesini sağlamak, kendi kendine yeten bir Avrupa sanayi ekosistemi oluşturmak doğrultusunda AB kurallarını basitleştirmek ve bürokrasiyi azaltmak için kapsamlı önerileri iletmeye öncelik verileceği belirtiliyor. Yine Tek Pazar’ın tamamlanarak sanayinin modernize edilmesi, yeşil ve dijital dönüşümlerin yönlendirilmesi, kritik ham maddeleri güvence altına alarak, temiz teknoloji tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve enerji kırılganlıklarını azaltmak hedefler arasında sıralanıyor. Enerji şebeke altyapısının güçlendirilmesi ve temiz enerjiye yönelinmesine önayak olmak gibi hedeflerin yanında önemli enerji koridorları aracılığıyla bölgeler arası bağlantının geliştirileceği paylaşılıyor. Avrupa'nın limanlarını ve su yolu endüstrilerinin temiz ve dijital dönüşüme öncülük ederek, denizciliği güvence altına almaları ve Avrupa'nın denizcilik liderliğinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.

  • Dünyaya Açık, Özerk

Bu maddede ise AB’nin özerkliğini ve AB için bütünleşmeyi derinleştirme motivasyonu korunurken küresel iş birliği temelinde hareket etmekten ödün verilmemesi mesajı öne çıkıyor. Bu doğrultuda AB’nin küresel görünürlüğünün artırılması ve tüm dünyadaki ortaklıkların da güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu noktada AB genişlemesi Avrupa'yı birleştiren ve barış, demokrasi, güvenlik ve istikrar alanını genişleten bir vizyon olarak nitelendiriliyor. Türkiye dahil Ukrayna, Moldova, Batı Balkan ülkelerinden meydana gelen aday ülkelerin süreçlerinin adil koşullar doğrultusunda ve liyakat esasında ilerletilmesinde kararlı olunduğunun altı çiziliyor. Ayrıca AB’nin Doğu ve Güney'deki tüm komşulara açık bir Birlik olarak ele alınması gerektiği, GKRY’nin dönem başkanlığı süresince Birliğin Güney ortakları ve Körfez ile olan ilişkilerini canlandırmak için çalışacağı belirtiliyor. Bununla birlikte yeni açıklanan Yeni Akdeniz Paktı’nın sunduğu somut ve sonuç odaklı iş birliği çerçevesine dikkat çekiliyor.

Orta Doğu ve Körfez ortaklarıyla daha derin stratejik iş birliği vizyonu ve AB’nin bölgedeki varlığını güçlendirmeyi amaçlayan GKRY Dönem Başkanlığı’nın Körfez İş Birliği Konseyi ve Arap Birliği gibi bölgesel kuruluşlarla ilişkilerin derinleştirilmesini destekleyeceği, kültürlerarası ve dinler arası diyalog, sosyal uyum ve istikrar için öncelikli bir unsur olarak ele alınacağı kaydediliyor. Ayrıca ABD, Birleşik Krallık ve diğer benzer ortaklarla iş birliğini artırarak küresel barış ve istikrar için ortak hareket etmeyi hedeflediği, uluslararası ticarette yaşanan gerilimler karşısında AB’nin iç pazarını güçlendirmek ve stratejik bağımlılıkları azaltmak için dış ortaklıkların çeşitlendirilmesinin öne çıkarılması, ticaret anlaşmaları ağının genişletilmesi, WTO gibi çok taraflı sistemlerin güçlendirilmesi ve mevcut anlaşmaların etkin uygulanmasının destekleneceği belirtiliyor. Ayrıca AB’nin küresel krizlere müdahale kapasitesi daha da yükseltilerek acil yardım ile uzun vadeli kalkınma arasında güçlü sinerjiler oluşturularak özellikle Küresel Geçit Girişimi üzerinden bu rolün pekiştirileceği kaydediliyor.

  • Kimseyi Geride Bırakmayan Özerk Bir Değerler Birliği

Avrupa’nın özerkliğini halkın katılımı ve ortak değerler üzerine inşa ederek güçlendirmenin hedeflendiği ve bu kapsamda hukukun üstünlüğünün pekiştirilmesi, sosyal uyumun artırılması, yoksullukla mücadele, uygun fiyatlı konut ve enerjiye erişim gibi öncelikli alanların belirlendiği kaydediliyor. Çocukların korunması ve gelişimi için Avrupa Çocuk Garantisi’nin (European Child Guarantee) uygulanması, siber zorbalıkla mücadele ve dijital refahın teşviki öne çıkarken; cinsiyet eşitliği, engelli bireyler için fırsat eşitliği ve kuşaklar arası dayanışmanın da destekleneceği not ediliyor. Dijital ve yeşil dönüşümlere uyum sağlamak amacıyla eğitim, öğretim ve yaşam boyu öğrenmeye yatırım yapılacağı; adil ve kapsayıcı istihdam ile çiftçiler ve balıkçılar için dayanıklı çalışma koşulları geliştirileceği belirtiliyor. Gençlerin Avrupa’nın geleceğinde merkezi rolü bulunduğu kabul edilerek genç dostu politikaların teşvik edileceği, sağlık sistemlerinde ise erişim, yenilik ve dayanıklılığın artırılarak Avrupa Sağlık Birliği vizyonunun güçlendirileceği kaydediliyor. Özellikle ruh sağlığına önem verilerek ve tüm paydaşların aktif katılımıyla kapsayıcı politikalar geliştirilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

  • Özerk Bir Birlik için Uzun Vadeli Bütçe

Avrupa Birliği’nin stratejik özerkliğini ortak hedefler için yeterli finansmanla güçlendirilmesinin hedeflendiği kaydedilirken, bu çerçevede, 2028-2034 yıllarını kapsayan Çok Yıllı Mali Çerçeve’nin (MFF), uzun vadeli hedefleri somut eylemlere dönüştüren stratejik yol haritası olarak öne çıktığı değerlendiriliyor. Yeni bütçenin, AB’nin çıkarlarını koruma, kritik bağımlılıkları azaltma, rekabet gücünü artırma, kriz ve güvenlik risklerine hızlı ve bağımsız şekilde yanıt verme kapasitesini sağlaması ve gelecekteki genişlemeleri karşılayabilmesinin temel öncelik olacağı belirtiliyor. Başkanlığın, mevcut ilerlemeler üzerine inşa ederek tüm sektörel yasama dosyalarında müzakereleri önemli ölçüde ilerletmeyi hedeflediği, ilgili tüm aktörlerle yapıcı ve şeffaf bir şekilde çalışarak dengeli bir çerçeve oluşturmayı planladığı kaydediliyor. Nihai amaç olarak ise Konsey’de zamanında sonuçlanacak müzakerelere zemin hazırlayacak olgun bir müzakere yaklaşımının ortaya koyulacağı belirtiliyor.

GKRY Dönem Başkanlığı Önceliklerinden Öne Çıkanlar

Şiddetli jeopolitik çalkantılar ve öngörülemezlik ortamında dönem başkanlığının üstlenildiği vurgulanarak, bunun ilk kez yaşanan bir durum olmadığı, ancak güncel krizlerin yoğunluğu, sayısı ve karmaşıklığının geçmişe kıyasla çok daha yüksek olduğu vurgusu yoğun bir şekilde yapılıyor. Bu çerçevede, Avrupa’nın mevcut krizlerin üstesinden gelebilmesi ve bütünleşme sürecini ileriye taşıyabilmesi için daha fazla özerkliğe ve bölünmelerden uzak, birlik içinde bir Avrupa’ya ihtiyaç duyulduğunun altı çiziliyor.

Üzerinde özellikle durulan Avrupa özerkliği kavramının; güvenlik ve savunmadan enerji ve ticarete, rekabet gücünden yeşil dönüşüm ve dijital inovasyona, uygun fiyatlı konut da dâhil olmak üzere sosyal uyuma kadar uzanan, çok boyutlu ve katmanlı bir yapıya sahip olduğu bakışı açıkça izlenebiliyor.

Bununla birlikte, çok taraflılığa güçlü biçimde bağlı kalınarak; BM Şartı’na, uluslararası hukuka ve uluslararası deniz hukuku da dâhil olmak üzere tüm ilgili normlara tam bağlı, istikrarlı ve öngörülebilir bir ortak olunmasının gerekliliği dile getiriliyor. Komşuluk politikası çerçevesinde Güney ve Doğu komşuları ile aday ülkelerle tam diyaloğun desteklenmesi, komşularla uzun yıllardır çözülemeyen sorunların aşılması için diyaloğa önem verileceği vurguları karşımıza çıkıyor. Bu noktada GKRY’nin dönem başkanlığı süresince Türkiye ile artırılmış diyalog için kapıları açık tuttuğu görülebiliyor. Sıralanan öncelikler doğrultusunda, dönem başkanlığı boyunca kurumsal usullere tam saygı gösterilerek AP ve Komisyon ile yakın iş birliği içinde, zorlukları fırsata dönüştürmek amacıyla sorumlu ve dürüst bir arabulucu olarak hareket edileceğinin aktarıldığı görülüyor.

Türkçe dil seçeneği de bulunan GKRY Dönem Başkanlığı sitesine buradan ulaşabilirsiniz.